29/8/2008 - Pencere Kenarı |
PENCERE KENARI Bu yaziyi okumaniz sadece 30 saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve iliskilere bakis aciniz degisecek.!!! ileri derecede hasta iki adam ayni hastane odasindaydilar. Adamlardan birinin her ogleden sonra 1 saatligine oturmasina izin veriliyordu, cigerlerindeki suyun suzulmesi icin. Bu hastanin yatagi odadaki tek pencerenin tam yanindaydi. Diger hasta ise hep sirtustu yatmak zorundaydi. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konusur, eslerini, ailelerini, evlerini, islerini, askerlik anilarini, tatilde gittikleri yerleri anlatirlardi birbirlerine. ! Pencerenin yanindaki hasta, her ogleden sonra oturmasina izin verdikleri saati diger hastaya pencereden gorebildiklerini anlatarak geciriyordu. diger hasta hep bir sonraki gunu iple cekmeye basladi, ! disaridaki renkli ve hareketli dunyayi dinlemek icin. Pencere, icinde cok guzel bir göl olan parka bakiyordu. Ördekler ve kugular gölde yuzerken çocuklar model bot'larini suda yuzduruyorlardi. Genc asiklar, gokkusaginin tum renklerindeki ciceklerin arasinda kol kola dolasiyorlardi. Ulu agaclar etrafi susluyor, uzaktan sehrin silueti gorunebiliyordu. Pencere kenarindaki adam bunlari muhtesem bir detayla anlatirken, odanin diger ucunda yatan adam gozlerini kapar ve bu muhtesem manzarayi hayalinde canlandirirdi. Sicak bir ogleden sonra, pencerenin yanindaki adam gecmekte olan bir senlik alayini tarif etti. Diger adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandirabiliyordu, pencere kenarindaki adamin tasviriyle. Gunler ve haftalar gecti. Bir sabah banyo yaptirmak icin su getiren gunduzcu hemsire pencere kenarinda yatan hastanin cansiz bedeniniyle karsilasti: uykusunda, huzur icinde olmustu. Huzunlendi, hastane gorevlilerini cesedi disari tasimalari icin cagirdi. Uygun zaman gectigine kanaat getirir getirmez, diger hasta pencerenin kenarindaki yataga tasinmasinin mumkun olup olamayacagini sordu. Hemsire Memnuniyetle istegini yerine getirdi, hastanin rahat oldugundan emin Olduktan sonra onu yalniz birakti. Yavasca, duydugu aciya aldirmadan, bir dirsegine yaslanarak disaridaki dunyaya bakmak uzere yatagindan dogruldu adam. Sonunda, disariyi kendi gozleriyle gorme zevkini yasayabilecekti. Pencereden disari bakabilmek icin yavasca donmeye zorladi kendisini. Pencere, bos bir duvara bakiyordu. Adam hemsireye, vefat eden oda arkadasinin pencerenin disinda gorunen harika seylerden bahsetmesine sebep olan seyin ne olabilecegini sordu. Hemsirenin cevabi, olen adamin kor oldugu ve pencerenin onundeki duvari gormedigiydi. 'Sanirim seni cesaretlendirmek istedi' dedi.
Epilog: Diger insanlari mutlu etmek çok buyuk mutluluk getirir, Kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylasilan dertler yarisi kadar uzuntu verir, paylasilan mutluluklar ise İki kati artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsaniz, sahip oldugunuz ve paranin satin alamayacagi her seyi paylasin.
Bu gun bize bir hediyedir. Bu yazinin kaynagi bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir.
|
| • 6 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
15/8/2008 - Burçlar ve kariyer |
Koç : Satış temsilcisi, reklamcı, halkla ilişkiler, muhabir veya televizyonculuk gibi mesleklerde başarılı olurlar. Bazı koçlar da cerrah olmaya eğilimlidir. Başarılı olmak için iş arkadaşlarınıza ve personele diplomatik davranmaya çalışın. Çalışkan olduğunuzda, seçtiğiniz alanın lideri olabileceğinizi unutmayın. Birçok konuda tartışma meydana getirecek, problem çıkartacak biri olmayın. Diğer insanlarla konuşmadan, işle ilgili değişiklik yapmak için ısrar etmeyin.
Boğa : İşte, başarıyı en üst seviyeye çıkartmak için doğanızda bulunan hırsı, isteği ve çalışma aşkını kullanın. Emlakçı, bankacı, grafiker, broker, ekonomist, otel yöneticisi, inşaat mühendisi gibi meslekler boğalar için uygundur. Başarılı olmak için, saygı duyduğunuz kişilerden tavsiyeler ve destek almaya açık olun. Rutini değiştirmek zorunda, kaldığınızda endişeye kapılmayın. İçten içe hatalı olduğunuzu bildiğiniz zamanlarda, inatlaşıp fikrinizi değiştirmeyi reddetmeyin. İyi organize olmuş bir çalışma yerinizin olmasına önem verin.
İkizler : Fikirlerinizi gerçeğe dönüştürmek konusunda iyisiniz. Ancak üretici enerji ve yeteneklerinizi aynı anda, birden çok ve değişik konulara yöneltmeyin. Müşteri temsilcisi, muhabir, reklamcı, metin yazarı, yayıncı gibi mesleklerin yanında konsantre gücü olan ikizler, iyi bir borsacı da olabilir. Başarılı olmak için, günlük bir iş planı yapın ve bunun değerini bilin. Sadece kendi fikirlerinize değil, diğer insanlarınkine de değer verin. İş yerinde kırıcı ve sürekli eleştiren kişi olmamaya çalışın. Kısa zamana birden fazla iş veya proje sıkıştırmayın.
Aslan : Oyuncu, sanatçı, modacı, halkla ilişkiler, yönetici, tekniker, muhasebeci, tamirci, satış danışmanı gibi meslekler size göredir. Başarılı olmak için, başkalarından beklediğiniz kadar siz de çalışın. Diktatör olmaktan kaçının, emir vermek yerine rica edin. Yaptıklarınızla gurur duyun ama asla önemini fazla abartmayın.
Yengeç : Duygusal bir yapısı olan yengeçler, iyi niyetleri sayesinde mesleklerinde adım adım ilerleyebilir. Doktor, hemşire, sekreter, otel yöneticisi, öğretmen, emlakçılık gibi meslekler ve genel müdürlük, yengeçlerin işidir. Ayrıca yengeçler iyi bir ressam, oyuncu, müzisyen veya bankacı olabilir. Başarılı olmak için, stratejinizi belirlerken sezgilerinize kulak verin. İş arkadaşlarınızla iyi geçinmeye çalışın ama onlara annelik veya babalık yapmayın. Güç delisi yada çok fazla ihtiraslı olmayın. Her şeyi dışlayarak kendinizi sadece işinize yönlendirmeyin.
Başak : Halkla ilişkiler, alternatif tıp, ekonomist, borsacı, muhasebeci, eczacı, öğretmen, yayıncı ve satıcılık başaklara göredir. Başarılı olmak için, değerinize inanın ve fikrinizi söylemekten kaçınmayın. Sizin başarınızın başkalarına mal edilmesine ve övülmelerine izin vermeyin. Problemleri çözmek için bir adım atmadan, işinizle ilgili şikayetlerde bulunmayın. Kriz anlarında panik olmayın. Nasıl olsa onu atlatmak için bir yolunu bulacaksınız. Çalışma ortamınızdan memnun olduğunuza emin olun.
Terazi : Ressam, müzisyen, sanat uzmanı, stilist, mimar, hakim, diplomat, kuaför, teknisyen, dişçilik uygun mesleklerdir. Başarılı olmak için, verdiğiniz kararlara uyun. Yeteneklerinizi en üst seviyeye çıkarttığınızdan emin olun. Harekete geçmek konusunda geç kalıp büyük fırsatları elinizden kaçırmamaya özen gösterin. Yapacağınız işin neresinden başlayacağınızı uzun uzun düşünüp, zamanınızı boşa harcamayın.
Akrep : Psikiyatrist, araştırmacı, polis, politikacı, eczacı, medyum, savcı, köşe yazarı, cerrah, bilim adamlığı size göredir. Başarılı olmak için, meydan okumalardan hoşlanmanız güzel ama gereksiz kavgalardan kaçının. İşinize karşı tutkulu olun. Kendinizden biraz ödün vermeniz gerekse de çalıştığınız herkesle iyi geçinmeye çalışın. Güvensizliklere kapılıp, üreticiliğinizi engellemeyin. Takıntılı bir megaloman olmayın. Asabi davranmayın.
Yay : Felsefeci, avukat, öğretmen, turizmci, sporcu, yönetici, politikacı, işletmecilik uygun mesleklerdir. Başarılı olmak için, ayrıntılara önem vermeyi unutmayın. Her zaman en iyisini bildiğinizi düşünmeyi bırakıp, başkalarının fikirlerine de açık olmaya çalışın. Enerjinizi çok fazla dağıtmayın. Tutamayacağınız mantıksız sözler vermeyin. Sizin için iyi olabileceğini bildiğinizde, bağlılıklardan ve fırsatlardan kaçmayın. Herkesin sizin gibi düşünemeyeceğini ve çalışkan olamayacağını unutmayın.
Oğlak : Politikacılık, iş adamı, müteahhit, öğretmen, belediye memuru, sigortacı, yönetici asistanı, otomobil tamircisi, stilist, bankacılık oğlakların işidir. Başarılı olmak için, prensiplerinize sadık kalın ve kendinize karşı her zaman dürüst olun. Bütün ağır çalışmalarınızı birkaç saatlik dinlenmeyle dengeye sokun. İşte çok fazla saat harcayıp kendinizi tüketmeyin. Güce olan açlığınızın sizi çürütmesine izin vermeyin.
Kova : Radyocu, televizyoncu, politikacı, astrolog, bilgisayar uzmanı, arkeolog, film yönetmeni gibi meslekler kovalara göredir. Başarılı olmak için, hayal gücünüzü ve renkli kişiliğinizi sergileyebileceğiniz bir alanda çalışmayı tercih edin. İş yerinde her zaman değişikliğe ihtiyacınız olduğunu unutmayın. İnsanlara yaklaşımınızda, yanlış davranıp kötü bir etki bırakmayın. Başkalarının yapıcı önerilerini dinlemeyi reddetmeyin. İlginç olmayan konulara yönelmeyin.
Balık : Güzel sanatlar, ressam, müzisyen, tiyatro oyuncusu, sosyal danışman, öğretmen, sporcu, fotoğrafçı, müşteri temsilcisi balıkların işidir. Başarılı olmak için, altıncı hissinizi dinleyin. Sizi tatmin eden ve mutlu olmanızı sağlayan her şeyle ilgilenin. Günlerinizi pratik ve işlevsel bir şekilde planlayın. Hayallerinizi başarılı gerçeklere dönüştürmeye çalışın _________________ |
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/7/2008 - Youtube |

Youtube, son günlerde sıkça tartışılan provokasyon amaçlı görüntüler üzerine bir açıklama yaptı. Ayrıca bu yılın sonunda canlı yayına geçileceği de duyuruldu. YouTube yetkilileri, terörist örgüt lehine propaganda yapan video görüntüleri hakkında bir açıklama yaptı. Yapılan açıklama şöyle: "Herhangi bir ülkenin kanunlarına aykırı bir durum teşkil eden videolar tarafımızca tek tek incelenmektedir ve bundan sonra da bu tip hadiselerin cereyan etmemesi için çalışmalarımız sürecektir. Youtube sitesi, internet kullanıcılarına sesini duyurabilme ve fikirlerini paylaşabilme fırsatı sunmaktadır. Fakat maalesef bazı ülkelerin dini veya politik konulardaki hassasiylerini kötü emelleri için kullananlar vardır. Zaten siteye video yüklenmesi sadece belirlenen bir takım şartların kabulüyle mümkündür. Elbette Youtube olarak kanunsuz ve mesnetsiz videoların sitemizde yeri yoktur ve bunun için bazı engelleyici politikalarımız da vardır".
Yıl sonunda canlı yayın Bu arada, 2008'in sonlarına doğru YouTube üzerinden canlı yayınların izlenebileceği de duyuruldu. Youtube'un kurucularından Steve Chen New York'ta yaptığı açıklamada Youtube'un canlı yayına geçmesinin yıl sonunda mümkün olabileceğini belirtti. Şu an için Ustream tv ve Justin tv gibi canlı yayın yapan adreslerin gerisinde kalan Youtube, bu adımı atarak bu pazarda da söz sahibi olmak istiyor. Chen sözlerine şöyle devam ediyor: "Bu uzun zamandır istedimiz bir şeydi. Ancak bugüne kadar bunu yapacak yeterli kaynaklarımız olmadı. Google'la birleşerek güçlenen Youtube, yıl sonunda bu açığını da büyük başarıyla kapayacak". |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
21/5/2008 - Deli fıkraları |
DELİ FIKRALARI
|
BENDE BU KAFA VARKEN Delinin birisi hastaneden taburcu olacakmış ve son muayene için baş hekim gelir. Deliye sorar : -Elin nerede? Deli gösterir. -Bacağın nerede? Deli yine gösterir. -Burnun nerde? Deli yine gösterir. Baş hekim doktorlara : -Bırakın emrini verir ve çıkar. Hekim çıktıktan sonra deli göbeğini gösterir ve : -Bende bu kafa varken tabi salıverirsiniz, der. |
|
BEŞ VAR İki deli arasında konuşma : -Saat kaç? -Beş var -Kaça beş var? -Bilmiyorum, akrebini kaybettim. |
|
BİR KEDİ DAHA Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu : -Kim o? İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki, delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı. Bekçi geri dönüp yine seslendi : -Kim var orada? İkinci deli cevap verdi : -Bir kedi daha. |
|
BİZ YILLARDIR BAKIYORUZ Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. Dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. Merak içinde yanlarına giderek : -Yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz. -Hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz... Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek : -Durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. Birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. Hiddetle akıl hastalarına dönerek : -Yahu, demiş, Ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz : -Deliler hep bir ağızdan Müdür Bey, demiş. Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki. |
|
CANLI GAZETE Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı : -Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı... Başhekim bu işten hoşlanmış : -Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş. -Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor. Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı! -Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim... |
|
ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de : -Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş. |
|
ÇORAPLAR Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu sorar. Hasta : -Pamuklu çorapları yünlülere tercih ettiğim için, diye cevap verir. Şaşıran doktor : -Bunun anormallik neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim, der. Hasta sevinçle karşılık verir : -Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi? |
|
KARŞIDAKİ DUVARIN ÇİVİSİ Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış. Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış : -Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba, demiş. |
|
KARŞI KALDIRIM Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş : -Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba? Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek : -İşte şurada, demiş. -Kime yutturuyorsun yahu... Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!... |
|
NASIL BİLSİN Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü : -Kolay gelsin, ne yazıyorsun? -Mektup yazıyorum efendim. -Yaaa...Kime yazıyorsun? -Kendime... -Peki, ne yazılı mektupta? -İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki...İçinde ne yazdığını bileyim. |
|
NİÇİN GÜLMÜŞ? Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca şu cevabı verdi : -Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!!! |
|
OLGUNLAŞIP YERE DÜŞTÜM Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş . -Neden ağaca çıktılar, demiş. O da : -Armut sanıyolar kendilerini, demiş. Müfettiş : -Sen armut değilmisin?, demiş. O da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş. |
|
12'NİZDE Mİ? Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı açıkladı: -Bu sanık suçsuzdur... Yargıç adamakıllı kızdı: -Canım, ne biçim iş bu!... Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz? -Delilik efendim, delilik... Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak : -Sahi mi? 12'niz de mi?.. |
|
ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında : demişler.Bunun uzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve : -Buyrun beyler, yiyiniz, demişler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş. -Önce kaçanları yiyelim, öburleri nasıl olsa duruyor! |
|
PLAN BOZULDU Akıl hastanesinde deliler bi araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır : -Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onuda kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki : -Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün. |
|
SAAT Deli, saatini hastane bahçesindeki havuza atmıştı. Bunu gören arkadaşı : -Niye attın saati havuza, dedi. -Nasıl yüzdüğünü görmek için. -Peki, kurdun mu? -Hayır. -Enayi, kurmadan yüzer mi?" |
|
SIKARKEN ÖLDÜ İki arkadaşın, bir kedisi varmış. Birisi :w -Zavallı kedi çok kirlenmiş ben onu yıkayayım, demiş. Diğer arkadaşı : -Hayır yıkama yoksa ölür, demiş. Bizimki dinlememiş ve kedi'yi yıkamış ve kedi ölmüş. Arkadaşı : -Ben sana demedimmi kedi ölür diye, demiş. Cevap şu : -Ama ben kediyi yıkarken ölmedi, sıkarken öldü. |
|
YALAN SÖYLEMİŞ Akıl hastanesine yeni gelen doktor, hastaları ziyaret ediyordu.Birine yaklaştı : -Sizin adınız nedir bakayım? -Hüsamettin efendim. -Soyadınız? -Tanrıoğlu. Tam o sırada yandaki yaşlı : -İnanma inanma doktor, yalan söylüyor.Benim böyle bir oğlum yoktur. |
|
YÜZME BİLMİYORUM Kİ Mühim bir şahsiyet, bir akıl hastalığı kliniğini gezerken delilerin bahçedeki havuza atladıklarını görr ve başhekime dönerek : -Mükemmel, hastalarınızın her türlü ihtiyacını karşıladığınızı göruyorum. Başhekim teşekkür eder, sonra da sözlerine devam eder : -Hele siz bir de su doldurabildiğimiz zaman gelin de görun! Havuzun boş olduğunu oğrenen adamcağız dehşet içinde tramplenin altına koşar ve heyecanla atlamaya hazırlanan deliye "atlamamasını, havuzun içinde su olmadığını" söyler. Deli : -Ne zararı var? Zaten ben de yüzme bilmiyorum ki! |
|
ZİL ÇALDI...PAYDOS OLDU! Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi. Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu. -Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu. Adam : -Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum. Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi. Pilot: -Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü. Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi! Dehşetle sordu : -Öğrencilerin nerede?, diye... -Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim! | |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
7/4/2008 - avril lavigne |
|

Avril Romana Lavigne Whibley (d. 27 Eylül 1984, Ontario, Kanada), Kanadalı pop punk şarkıcısı, müzisyen ve söz yazarı. Dünya çapında 35 milyon kopyadan fazla albüm satmıştır. 2006 yılında Canadian Business adlı dergiye göre Lavigne'in Hollywood'da yer alan en zengin yedinci Kanadalı olduğu söylenmiştir. Avril Lavigne'in ailesi Quebec kökenli olduğundan, şarkıcının ismi de Fransızca'daki gibi (avril lavin olarak) telaffuz edilmektedir. Avril, Fransızca'da Nisan, Lavigne (la vigne) de üzüm, bağ anlamına gelmektedir. Ailesinin Fransız kökenli olmasına karşın Avril Lavigne hiç Fransızca bilmemektedir. Lavigne'in ilk albümü olan Let Go, 2002 yılında çıktı. İkinci ve üçüncü albümleri olan Under My Skin ve The Best Damn Thing ise sırasıyla 2004 ve 2007 yıllarında çıktı. Bu albümlerin ikisi de Billboard 200 listesinde ilk sıraya yerleşmeyi başardı. Avril Lavigne'in bu listelerde en üst sıraya yerleşen şarkıları Complicated, Sk8er Boi, I'm With You, My Happy Ending, Nobody's Home, Keep Holding On, Girlfriend'dir.

(Avril lavigne bence muhteşem bir şarkıcı) |
| • 10 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
8/2/2008 - Renklerin dili |
Renkler hayatımızın parçası. Peki renklerin hayatımızı nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Renk seçiminin kimi zaman karakterimizi yansıttığından ya da seçtiğimiz rengin bize olumlu ve olumsuz etkileri olduğundan haberiniz var mı?
KIRMIZI : Bu renk canlılık ve dinamizmle ilgili bir renktir. Mutluluğu temsil eder. Kırmızı renk, fiziksel olarak; ataklığı, canlılığı ve duygusal bağlamda; bir işi sonuna kadar götüren azmi ve kararlılığı gösterir.
İştah açar. O yüzden dünyadaki gıda firmalarının çoğu logosunda kırmızıyı kullanır. Kırmızı tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Yanlış bir inanış vardır; boğaların kırmızıya saldırdığı sanılır. Oysa boğalar renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırır.
YEŞİL : Duygusal olarak bizi en çok etkileyen bir organımız olan kalp organının , bu rengin yaydığı enerji alanında olduğu düşünülür. Doğanın ve baharın rengidir. Güven veren renktir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. Yeşil yaratıcılığı körükler. Bu yüzden büyük lokanta mutfaklarında yeşil tercih edilir. Hastanelerde de yeşil rahatlatıcı özelliği nedeniyle kullanılır. Yeşil alanda insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği saptanmıştır. SİYAH : Duygusallığı ve hüznü simgeler. Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil ederken, Japonya'da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih ederdi.
MAVİ : Vücudumuzda boğaz bölgesini yansıtan bir renktir. Mavi renk gökyüzünün ve geniş ufukların, denizin simgesidir. Sınırsızlığı ve uzak bakışlılığı simgeler. Huzuru temsil eder ve sakinleştirir. Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanır, nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır.
LACİVERT : Kozmik renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında laciverdi kullanır. Lacivert giyen kişiler kendilerini çok daha karizmatik ve inandırıcı hissederler. İnsanların üzerinde başarılı ve güçlü imajı bırakır.
MOR : Eskiden beri ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih , yüksek sınıfların, saray mensuplarının daima morla bezendiklerini kaydeder. Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanların bilinçaltını korkuttuğu saptanmıştır. İntihar edenlerin beğendiği renktir.
PEMBE : Uyum ,neşe , şirinliğin ve sevginin simgesi. Rahat hissettiren ve dinlendiren bir renktir. Bu yüzden bazı büyük mağazalar tezgahtarlarına pembe üniforma giydirir ki, müşteriler kendilerini rahat hissetsin diye. Pembe aynı zamanda çocuk rengidir.
SARI : Sarı zeka , incelik ve pratiklikle ilgilidir. Toplumsal yaşamı ve birlikte çalışmayı yansıtan bir anlamı vardır. Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolüdür. Dikkat çekiciliğinden dolayı dünyada taksiler sarıdır. Sarı ayrıca hüzün ve özlemin rengidir. Sonbaharın tüm hüzünlü güzelliğinde onun her rengini izlemek mümkündür.
BEYAZ: Temizliği ve saflığı temsil eder. İstikrarı, devamlılığı simgeler. Politikacılar beyazı pek severler, çünkü temiz, dürüst izlenimi vermek isterler...
KAHVERENGİ : Gerçekçiliğin, plan ve sistemin rengidir. Kansas Ünv.’de bir sergide, duvarların rengi değiştirilebilir hale getirilmiş. Fonda beyaz kullanıldığında insanlar sergide yavaş hareket etmiş. Fon kahverengiye döndüğünde ise insanlar müzede daha çok yeri daha az zamanda gezmişler. Kahverengi insanı hızlandırır. Bu yüzden fastfoodlar iç mekanda kahverengi kullanır. Kahverengi toprak rengidir. Kıyafetlerde pek tercih edilmez, çünkü kahverengi giyen insanlar kalabalıkta dikkat çekmezler.
|
| • 4 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
8/2/2008 - H.z.Nuh'un gemisi |
NUH'un GEMİSİ NEREDE?

Hemen söyleyelim, kutsal kitaplara göre kesinlikle Türkiye'de ya Ağrı ya da Cudi dağında.
Efsaneye ve Kuran, İncil gibi kutsal kitaplarda yazdığına göre, insanlar kötülük yapmakta ısrar edince, Allah, günahkarları cezalandırmak için büyük bir sel yapıp, herkesi yok etmeye karar verir ama bir tane günahkar olmayan, iyi insan bulur, onun adı Nuh'dur. Nuh'a bundan kurtulmak için kocaman bir gemi inşaa etmesini ve o gemiye ailesinin yanısıra, dünyadaki her hayvandan bir çift de koymasını emreder. Gemi biter, Nuh hayvanları gemiye koyar ve tüm dünyayı sel kaplar, 40 gün kırk gece sağanaklar yağar, sonunda Nuh'un gemisi Ağrı dağının tepesine ulaşır.
"ve Nuh'un gemisi, yedinci ayın, onyedinci gününde Ağrı dağının tepesine ulaştı. Onuncu aya kadar sular yavaş yavaş çekildi, onuncu ayda, ayın ilk gününde, dağların tepeleri görülmeye başlandı."
(İncil)
Bu yüzden Nuh'un gemisini bulmak için yıllarca kaşifler Türkiye'ye gelip Ağrı'ya tırmandılar, bu uğurda ölenler bile oldu. Mesela, 2006 yılında biri kadın olmak üzere, iki İtalyan bu uğurda öldüler.
Bu konudaki en son haberlere göre uydu fotoğraflarında zirvenin kuzeybatısında garip bir cisim gözükmüş, yalnız Türk hükümeti o bölgede araştırma yapılmasına izin vermiyormuş. Digitalglobe's Quickbird uydusunun çektiği resimler araştırmacıları çok heveslendirmişler. Amerikan Hava Kuvvetleri, ilk resimleri 1949 yılında çekmişler ama resmi yıllarca 'çok gizli' bir dosya olarak kamuoyundan saklamışlar. Yeni resim 2003'de çekilmiş ve o da 2006'ya kadar basından gizlenmiş.
Not:İremkizdan alıntı |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
1/1/2008 - inanamıyorummm |
NASA'nın uzayda takibe aldığı bir göktaşının Ocak ayı sonlarında 75'te bir ihtimalle Mars'a çarpacak. Ancak meteor Mars'a çarpmazsa bu kez Dünya'yı tehdit edecek... |
|
|
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanları, Ocak ayının sonunda Mars gezegenine bir asteroidin çarpabileceğini düşünüyor.
NASA’nın gök cisimlerini inceleyen özel birimi NEOP, söz konusu asteroidin yörüngesinin önceden kestirilmesinin zor olduğunu, bununla birlikte 75’de bir ihtimalle 30 Ocak’ta kızıl gezegene çarpabileceğini ve Mars yüzeyinde çarpmanın etkisiyle bir kilometre çapında krater oluşabileceğini açıkladı.
Asteroidin Mars’a çarpmaması halinde ise Dünya’nın yakınından geçebileceği belirtilen açıklamada, asteroidin Dünya için tehlike yaratıp yaratmayacağının henüz söylenemeyeceği kaydedildi.
2007 WD5 adı verilen ve Kasım ayında keşfedilen asteroid 50 metre çapında. Çarpması halinde, 1908’de Sibirya’da parçalanan gök cismi Tunguska’nın yarattığı etkiye benzer bir etki yapabileceği düşünülüyor. Tunguska olayında, 15 megatonluk bir nükleer bombanın yaratacağı gücü ortaya çıkaran çarpmanın etkisiyle 2 bin 150 kilometre karelik bir alanda 80 milyon ağaç tahrip olmuştu.
Hızı saatte 13 kilometreye yakın olan asteroid şu anda Mars yolunda ilerliyor. İlk başlarda Mars’a çarpma ihtimali 350’de birken, yeni gelen bilgiler ışığında bu ihtimalin arttığı ve önümüzdeki ay daha da artabileceği belirtiliyor. | |
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
9/9/2007 - benim annem güzel annem şiirinin yazarı |

BENİM ANNEM
Küçücükken başucumda
Bana ninni söylerdin.
Sabahları uyanınca
Beni okşar severdin...

Benim annem,güzel annem.
Beni al kollarına.
Kucağında okşa beni
Ninniler söyle bana.

Bugün hâlâ kulağımda.
Çınlıyor tatlı sesin.
Güzel annem kalbimin sen
En büyük neşesisin.

Benim yavrum tatlı yavrum.
Gel benim kollarıma.
Kucağımda uzan öyle.
Ninniler söyleyim sana...

Benim annem güzel annem.
Beni al kollarına.
Kucağında okşa beni.
Ninniler söyle bana...
Bir kişi bu şiirin yazarını sormuş.Sanırım Ertuğrul Erkişi ve eşi nin yazdığını duydum.3 aylık bebeğinize sevgiler.... |
| • 6 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
|